Hazreti Ömer (Radıyallâhu anh) (3)

Muammer Durak | . | YAZARLAR

Hz. Ömer’in ve hemen arkasından Hz. Hamza’nın müslüman olmaları her ne kadar inananlar için büyük bir moral kaynağı ve maddi anlamda bir güç olsa da, müşrikler ellerindeki bütün imkanları değerlendiriyor, fırsatını bulduklarında her türlü eziyeti sabır kahramanlarına reva görüyorlardı. Çare olarak ilk etapta Habeşistan’a hicret edilmesine izin veren Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) daha sonra da kendisine rüyasında gösterilen ve Sahabe-i Kirama, “güvenlikte olacağınız bir diyar” diye tasvir ettiği Medine’yi işaret buyururlar. Buna bile tahammülleri olmayan müşrikler Medine yollarını tutmuş ve muhacirleri geri döndürmenin yollarını arıyorlardı. Bu yüzden birçok sahabi kimsenin görmeyeceği bir şekilde gizlice hicret ediyordu.

Hz. Ömer’in hicreti ise çok daha farklıdır ve İbn-i Mesud’un değerlendirmelerine göre tam bir fetihtir. Hz. Ali O’nun hicretini şöyle anlatır: “Ömer’den başka gizlenmeye ihtiyaç duymadan hicret eden hiçbir kimseyi bilmiyorum. O, hicrete hazırlandığında kılıcını kuşandı, yayını omuzuna taktı, eline oklarını aldı ve Kâbe’ye gitti. Kureyş’in ileri gelenleri Kâbe’nin avlusunda oturmakta idiler. O, Kâbe’yi yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-ı İbrahim’de iki rekat namaz kıldı. Halka halka oturan müşrikleri tek tek dolaştı ve onlara; “Yazıklar olsun size! Kim anasını evladsız, çocuklarını yetim, karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin.” dedi. Onlardan hiçbiri Ömer’i engellemeye cesaret edemedi.”

Medine döneminde de Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) en büyük yardımcılarından biri yine Hz. Ömer’dir. Vahyin yol göstericiliğinde şekillenen saadet asrına yön veren her hadisede o, hep ilk saflarda ve Allah Rasulü’nün dizinin dibindedir. Sağlam ve net kararlarından dolayı Hz. Ömer’e çok güvenen Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) birçok önemli kararın arefesinde muhakkak O’nunla da istişare eder ve fikirlerine çok değer verirdi. Murâd-ı ilahinin hangi doğrultuda gerçekleşebileceğini çok iyi sezen Hz. Ömer birçok meselede o kadar isabetli görüşler bildirir ki Allah Rasülü O’nu şöyle vasfeder: “Allah, hakkı Ömer’in dili ve kalbi üzere indirmiştir.”, “Benden sonra eğer peygamber gelecek olsaydı, o Ömer olurdu.”, “ Ümmetler içinde ilhama mazhar kişiler vardır. Eğer benim ümmetimden bu konumda birisi varsa, o da Ömer’dir.”, “Sizden önceki Benî İsrail içinde peygamber olmadığı halde (hak ve hakikati konuşan) insanlar vardı. Eğer benim ümmetimde de onlardan varsa, bunların bir tanesi Ömer’dir.”

İşte bu hususiyetleri haiz olan Hz. Ömer -kendi deyimiyle- üç hususta (Kâbe’nin kıble tayin edilmesi, örtünme ve Bedir esirlerine ne yapılacağı) vahy-i ilahinin kendi düşüncesi istikametinde nazil olduğunu bildirir. Halbuki bu mesele biraz tahkik edildiğinde görülmüştür ki; üç değil hemen hemen on beş meselede ayet-i kerime Hz. Ömer’in görüşünü destekler mahiyette nazil olmuştur. Muhterem hocamızın yaklaşımıyla; “En büyük fazilet, fazilet adına yapılan şeylerin dahi hatırlamamaktır.” mazmununun en güzel temsilcilerinden biri yine Hz. Ömer’dir.

Bütün bunlara rağmen o görüşünün hatalı olduğunu anlar veya daha doğru bir yaklaşım görürse hemen kendi fikrinden vazgeçer ve diğer görüşü benimserdi. Bu yüzden de kendisine “el­vakkâf inde’l­hak” denilmiştir. Hakk’ın hatırını âli tutan ve hiçbir hatıra feda etmeyen “Vakkâf”. Hak hakikat söz konusu olduğunda tereddütsüz inkıyad eden“Vakkâf”.

Allah’ın insan gönlüne en büyük armağanı olan havf ve recâ dengesi, Hz. Ömer’in en güzel vasıflarından birisidir. O cennetle müjdelenmiş olmasına rağmen hep hesap gününde Rabbin huzuruna nasıl çıkacağının korkusuyla yaşıyordu. Allah’ın rahmetinden her zaman ümitvâr olma ve ”“hafizanallah- cehenneme gitme korkusuyla tir tir yaşama adına Hz. Ömer’e atfedilen şu söz bizim içinde ne güzel bir ölçüdür: “Eğer gökten birisi seslenerek; “Ey insanlar, biriniz hariç hepiniz cennete gireceksiniz.” deseydi, cehenneme gidecek o bir kişi ben olabilirim diye korkar ve “Ey insanlar, biriniz hariç hepiniz cehenneme gireceksiniz.” deseydi cennete gidecek o bir kişi ben olabilirim ümidini taşırdım.