Hazreti Ömer (Radıyallahu anh) -2-

Muammer Durak | . | YAZARLAR

Hazreti Ömer (Radıyallahu anh) -2-
Yüce Allah’tan, “firavuna git ve ona varlığımı birliğimi tebliğ et” emrini alan Hz. Musa (aleyhisselam) bu ağır sorumluluk karşısında şöyle dua etmişti: “Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir (yardımcı) yap, beni O’nunla destekle, O’nu görevimde ortak kıl ki Sen’i daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin.” (Taha, 25-35) Kabul olan bu dua vesilesiyle Hz. Harun peygamberlikle şereflendirilmiş ve Hz Musa’ya hem bir yardımcı hem de bir teselli kaynağı olmuştu.

Aynı şekilde Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) hususi duasına mazhar olan Hz. Ömer, risaletin altıncı senesinde müslüman olmuş ve inananların gücüne güç katmıştı. Her ne kadar biraz gecikmeyle iman etmiş olsa da Hz. Ömer sanki bir rampadan amûdî yükseliyor gibi yükselmiş ve kısa zamanda Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) birçok meseleyi kendileriyle istişare ettiği en yakın dostlarından biri olmuştu. Bu hususu ifade sadedinde Allah Rasülü (aleyhi ekme­lüttehâyâ) şöyle buyurur: “Benim gökte iki, yerde iki vezirim var. Göktekiler Cebrâil ve Mikâil; yerdekiler ise Ebu Bekir ve Ömer’dir.”

Hz. Ömer’in gönül kapılarının İslâm’a açılmasına vesile olan hadiseyle alakalı değişik rivayetler vardır. Daha çok meşhur olan ise şudur; müşriklerin Efendimizi (sallallahu aleyhi ve sellem) öldürme planları yaptıkları toplantıda bu işi Hz. Ömer üzerine alır ve yola çıkar, ancak yolda kızkardeşi Fatıma ile eniştesi Said’in müslüman olduklarını öğrenir ve “önce onların işini bitireyim” diyerek kızkardeşinin evine yönelir. Eve geldiğinde onların birşeyler okuduklarına şahit olur ve hışımla içeriye girer. Önce kardeşini ve eniştesini tartaklayan Hz. Ömer daha sonra ne okuduklarını öğrenmek ister ve kendisine verilen Tâhâ Suresi’nin sihirli atmosferinde dolaşmaya başlar. Okuduğu her ayet küfrî mülahazaların başına adeta bir balyoz gibi iner ve çok farklı niyetlerle girdiği bu evden müslüman olarak çıkar. Hz. Harun’un Hz. Musa’ya vezirliğinden de bahseden bu mübarek sure, Efendimizin (aleyhi ekme­lüttehâyâ), hayatında bir nevi veziri, vefatından sonra ise ikinci halifesi olacak Hz. Ömer’in hidayetine vesile olur.

Diğer bir rivayette ise Hz. Ömer bizzat kendisi şöyle anlatır;”Rasûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) kendimi arzetmek için çıktım. Fakat onun benden önce mescide girdiğini ve Hâkka suresini okumaya başladığını görünce, arkasına oturdum. O Kur’ân’ı okudukça ben şaşırıyordum. Bir ara (içimden) “Bu Kureyş’in dediği gibi bir şâirdir.” dedim. Bunun üzerine, “O elbette şerefli bir peygamberin (Allah’tan aldığı) sözüdür. O bir şairin sözü değildir. Ne de az düşünüyorsunuz.” (Hâkka, 40­41) ayetini okudu. Ardından “Öyleyse kâhindir.” dedim. Ama “Bir kahinin sözü de değildir. Ne az düşünüyorsunuz.” ve devamla, “Alemlerin Rabbinden indirilmiştir. Eğer O, bazı laflar uydurup bize iftira etseydi, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı. O (Kur’ân) takva sahipleri için bir öğüttür.” (Hâkka, 42­48) ayetlerini okudu. “Artık bundan sonra İslâm, kalbime her yönüyle oturdu.”

Hayatı boyunca Efendimizden (sallallahu aleyhi ve sellem) hiç ayrılmayan Hz. Ömer Allah Rasülü’nü o kadar sever ki adeta O’nun üstüne bir tozun konmasına dahi tahammülü yoktur. O’na yapıcalacak en küçük bir saygısızlıkta bile “bırak beni Ya Rasûlullah şunun kafasını uçurayım” demekten kendini alamaz. Hudeybiye’de Efendimiz’e söylediği itiraz ifade edebilecek birkaç sözden dolayı hayatı boyunca nedamet duymuş, istiğfar etmiş, sadakalar vermiş ve fakat bunu her hatırladığında da iki büklüm olmuştu. Birgün mescitte otururken Hz. Ömer, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) elinden tutar ve şöyle der: “ Allah’a yemin olsun ki Sen bana nefsim hariç herkesten, her şeyden daha sevimlisin.” Allah Rasulü (aleyhi ekmelüttehâyâ) ise cevaben şöyle buyurur: “Beni kendi nefsinizden de fazla sevmedikçe hakiki imana erişemezsiniz.” Bunu duyan Hz. Ömer hiç tereddüt etmeden kalbini konuşturur: “Allah şahit ki şu anda Sen bana kendimden de daha sevimlisin.” der ve şu cevabı alır: “İşte şimdi oldu Ya Ömer.”