Posts Tagged ‘Hazreti Ebu Hureyre’

Haftanın Hadîs-i Şerîfi: Hayırda Acele Etmek ve Fitnelerden Sakınmak

Herkul | | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

 

بَادِرُوا بِالأعْمَالِ الصَّالِحَةِ، فَسَتَكُونُ فِتَنٌ كَقِطَعِ اللَّيْلِ الْمُظْلِمِ

 يُصْبِحُ الرَّجُلُ مُؤْمِناً ويُمْسِي كَافِراً، ويُمْسِي مُؤْمِناً ويُصْبِحُ كَافِراً،

 يَبِيعُ دِينَهُ بِعَرَضٍ مِنَ الدُّنْيَا

***

Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’ın naklettiği bir hadis-i şerifte

Resul-i Ekrem (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Yararlı işler görmekte acele ediniz.

Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O günlerde kişi, mü’min olarak sabahlar, fakat kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler fakat kâfir olarak sabaha çıkar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”

(Müslim, Îmân 186; Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbni Mâce, İkâme 78)

Hayırda Acele Etmek ve Fitnelerden Sakınmak

Şeytan hayırlı işlere karşı tembellik yapması için insanoğluyla sürekli uğraşır durur. Onu “yarın yaparsın, şimdi acele etme” diyerek nice güzel ve faydalı amellerden alıkoyar.

İnsanlara hayat rehberi olarak gönderilen ve onları Allah’ın izniyle çok iyi tanıyan Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanları, düşünüp taşınma şartıyla hayırlı işlerde acele etmeleri yani bu hususta tembellik etmemeleri için ikaz etmektedir.

Nitekim öyle zamanlar gelir ki hayırlı işler yapacak zaman ve zemin bulmak zorlaşır. Fitne, kargaşa ve anarşi zamanları böyledir. O günlerde insanların imanı sarsılır, günahlar artar ve insanlar manevi bir hastalığa tutulmuş gibi ne yaptıklarının adeta farkında olmaz. Yani o günlerde yapılan kötü işler, aklı başında birinden asla beklenmez.

Ölen de öldürülen de, zulmeden de zulme uğrayan da niçin bunların olduğunu anlayamaz çünkü fitne ve kargaşa ortamı insanların itidalli ve dengeli düşünmelerini engeller.

İşte bu sebeple, böyle kara günler gelmeden hayırlı ve faydalı amellere koşmak dinimizin mühim bir emridir. Çünkü iman-küfür arasında bocalamaya sebep olan fitne ortamlarına düşmemek, daha önceden kendimizi Allah’ın sevip razı olduğu salih amellerle meşgul etmeye bağlıdır.

Hadiste dikkat çekilen önemli bir nokta da ahirzamandaki fitne dönemlerinde birtakım kimselerin, dinlerini, dünyanın geçici menfaatleri için heba etmeleridir. Kur’an-ı Kerim’de buna,

الَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا عَلَى الْآخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُولَئِكَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

“Vay o kimselere ki, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi, 14/3) denilerek dikkat çekilmiştir.

 

Haftanın Hadîs-i Şerîfi: Kimse Ameliyle Kurtulamaz

Herkul | | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

 

لَنْ يُنَجِّيَ أَحَدًا مِنْكُمْ عَمَلُهُ قَالُوا وَلاَ أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ وَلاَ أَنَا، إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِي اللَّهُ بِرَحْمَةٍ، سَدِّدُوا وَقَارِبُوا، وَاغْدُوا وَرُوحُوا، وَشَيْءٌ مِنَ الدُّلْجَةِ، وَالقَصْدَ القَصْدَ تَبْلُغُوا

عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ سَدِّدُوا وَقَارِبُوا، وَاعْلَمُوا أَنْ لَنْ يُدْخِلَ أَحَدَكُمْ عَمَلُهُ الجَنَّةَ، وَأَنَّ أَحَبَّ الأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ

***

Hazreti Ebu Hüreyre (radıyallahu anh),

Nebiler Sultanı Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘Sizden hiçbirinizi asla kendi ameli kurtaramaz!’ buyurdu. Sahâbîler, ‘Yâ Rasûlallah! Seni de mi?’ diye sorduklarında Rasûlullah Efendimiz şöyle cevap verdi:

Evet, beni de. Ancak, Allah’ın rahmetiyle bürüyüp koruması hariç. Binaen aleyh sizler doğru yolu tutun, ifrat ve tefrite girmeyin, gündüz ve gece ibadetlerinizi ihmal etmeyin. Gece yarısını da teheccüd gibi ibadetlerle değerlendirin. Her hâl ve hareketinizde itidâli koruyun, orta yolu tutun ki, maksadınıza eresiniz.”

Hazreti Âişe (radıyallahü anhâ) annemiz de bu konuda Allah Rasülü’nden şu nakilde bulunmuştur:

“Doğru yolu tutunuz, iş ve ibâdetlerinizde dengeyi koruyunuz. Şunu iyi biliniz ki, sizlerden hiçbirini kendi ameli cennete koyamaz (amelinize değil, Allah’ın rahmetine sığının). Amellerin Allah’a en sevgili olanı da, az olsa bile en devamlı yapılanıdır.”

(Sahih-i Buhari)

***

Kimse Ameliyle Kurtulamaz

Bu hadisler hem ibadetlerde hem de diğer her türlü beşeri ve sosyal münasebetlerde itidalli olmayı, ifrat ve tefritten sakınmayı tavsiye edip orta yolu tutmanın faziletine ve Allah katındaki değerine işaret etmektedir.

Buna göre aşırılıklardan sakınıp denge ve itidal üzere yaşamak, bir mü’minin değişmez hayat vasfı olmalıdır. Çünkü ibadet ve bilumum hayırlı işlerde süreklilik ancak böyle kazanılacak, beşeri münasebetlerde iyilik ve güzelliğe de ancak böyle ulaşılabilecektir.

İfrat ve tefritten yani eksik ve aşırılıklardan kaçınıp orta yolu tutan insanlar hem Cenab-ı Hakk’a karşı kulluk vazifelerinde hassas ve istikamet üzere bulunacak, hem de halka karşı sorumluluklarında muvaffak olacaklardır.

Böyle dengeli yaşayan mü’minler asla kendi amellerine güvenmeyip, iyilik ve güzellikleri Allah’ın lütfundan bekleyecek ve bu şekilde bir vesileyle daha Allah’ın rızasına çağrıda bulunmuş olacaklardır.

Haftanın Hadîs-i Şerîfi: Rahmetten Uzak Üç Kimse

Herkul | | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

ثَلاَثَةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ

وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ: شَيْخٌ زَانٍ،

وَمَلِكٌ كَذَّابٌ، وَعَائِلٌ مُسْتَكْبِرٌ

* * *

Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahü anh),

Fahr-i âlem (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’in

şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Üç kimse vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları temizlemez ve onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Ayrıca onlara elem verici azap da vardır. Bunlar; zina eden ihtiyar, yalan söyleyen devlet başkanı ve kibirli fakirdir.”

(Sahih-i Müslim)
***

Rahmetten Uzak Üç Kimse

Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, insanlığa ve özellikle de ümmetine olan rahmetiyle zaman zaman onları uyarmış ve Yüce Allah’ın engin rahmet deryasından kendilerini mahrum etmemelerini istemiştir.

Hadiste anlatılan, rahmetten uzak üç zümre, af ve merhamet kapısını kendi yüzlerine kapatan, o kapıdan geçme imkânları olduğu halde geçmeyen kimselerdir.

Yaş ve aklının kemaline, iyi ve kötü, hayırlı ve hayırsız fiilleri ayırabilecek ilim ve tecrübesinin çokluğuna ve vücudunun zayıflığına rağmen zina eden yaşlı, kendi kendini rahmetten uzağa atmıştır.

Güç ve otoritenin yanı sıra dünyevi imkânların pek çoğuna sahip olduğu halde yalan söylemeye devam eden yönetici de kendi elleriyle kendini azaba itmiş ve şefkatten mahrum etmiştir. Onun, artık dünyevi anlamda kendisinden korkacağı bir kimse yahut ulaşmak istediği maddi bir nimet bulunmadığı, yani yalana itici hiçbir sebep olmadığı halde yalan söylemesi, aftan mahrum bırakacak büyük bir vebaldir.

Malı-mülkü olmadığı, makam sahibi bulunmadığı halde mağrurlanan yoksul ve fakir kimse de kendisini çok büyük bir nimetten, Allah’ın af ve merhametinden mahrum bırakmıştır; çünkü dünyevi anlamda onu kibir ve gurura sevk edecek sebepler olmadığı halde bu günahları işlemekle mesuliyetini katlamıştır.

Hâsılı, herhangi bir kimsenin işlemesi haram olan zina, yalan ve kibir gibi günahların özellikle bu üç zümre tarafından irtikâp edilmesi çok daha büyük bir vebal ve affı çok daha zor olan amellerdir.

Hadiste bildirilen bu üç kişi, az bir gayretle ve iradelerinin hakkını vermekle bu günahlardan uzak durabilecek kimseler oldukları halde bunu yapmayarak hatta aksi yönde bir gayret sarf ederek kendi nefislerine zulmetmişlerdir.

Birbiriyle irtibatsız gibi görünen bu üç zümrenin ortak özelliği, bu günahları işlemekten uzak oldukları halde bunları yapmaları ve Allah’ın hakkını hafife almaları sebebiyle kendilerini merhametten mahrum kılmalarıdır.

Allah böyle bir akıbetten muhafaza buyursun. Amin.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

 وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ