Posts Tagged ‘Cihadın En Faziletlisi’

Cihadın En Faziletlisi

Herkul | | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

إِنَّ أَفْضَلَ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ

* * *

Hazreti Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahü anh),

Kâinatın Efendisi Rasûlullah (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’in

şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Cihadın en faziletlisi zalim sultana karşı hakkı söylemektir.”

(Ahmed b. Hanbel, Müsned; Hâkim, Müstedrek)

 

Cihadın En Faziletlisi

En genel manasıyla cihad veya mücahede; Allah ile kulları arasındaki engellerin kaldırılması, mâniaların bertaraf edilmesi manasına gelmektedir. Zalim, adaletsiz bir yöneticiye karşı hak ve adaletin ortaya konmasının zorluğu ve bu işi yapanların azlığı sebebiyle Allah yolundaki mücahede ve gayretlerin en değerlisinin bu olduğu Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) tarafından bildirilmiştir.

Bu ve daha pek çok hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere baskıcı ve adaletsiz bir yönetime rağmen hak ve hakikatlerin meşru yollarla ortaya konması, asla bir isyan ve başkaldırma değil, aksine adaletsizliklerin giderilmesi ve toplumun huzuru için çaba sarfetmektir.

Konuyla ilgili olarak Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُوا اللّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin, sizden olan ülül-emre de. Eğer Allah’a ve âhirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilâfa düştüğünüz meseleyi Allah’a ve Resulüne (Allah’ın kitabına ve Resulünün sünnetine) arzediniz. Hayırlı ve netice bakımından en güzel olanı budur.” (Nisâ Suresi, 4/59)

Elmalılı Hamdi Yazır Hazretlerinin “Hak Dini Kuran Dili” isimli meşhur tefsirinde bu ayet-i kerime izah edilirken “ülül-emr” ifadesinin ilk olarak sahih din âlimlerine, istinbat-ı ahkâma muktedir olan ehli ilm-ü fıkh’a baktığı belirtilmiştir.

Mezkûr ayette daha sonra her seviyeden yöneticilerin mutlaka adil olmalarının lazım geldiğine vurgu yapılmakta ve şunlar söylenmektedir:

“İsyan mevkileri hukümden hariç bırakılmıştır. Şu halde âmirin her emri memuru mesuliyyetten kurtarmağa kâfi gelmez. Bil’farz bir me’mur, âmirinin emri ile rüşvet alsa veya hırsızlık yapsa mesuliyyetten kurtulamaz. Bu manâ ‘Âmirin kanun hilâfına emri, me’muru mes’uliyyetten kurtarmaz.’ diye de ifade olunur.”

Kezalik Abdullah İbn-i Ömer (r.a) Hazretleri’nden rivayet olunduğu üzere Hazreti Peygamber (aleyhissalatü vesselam) buyurmuştur: “Müslim olan kişinin taat vecibesidir, hoşlandığında da hoşlanmadığında da. Meğer ki masıyet (günah) ile emredilmiş olsun. Masıyet ile emrolunana taat yok.” (Elmalılı Hamdi Yazır, Nisâ Suresi 59. Ayetin tefsiri)

Mevzumuza yakın diğer hadis-i şerifler de usûlünce hak ve adaleti söylemenin önemine ve bunu terketmenin kötülüğüne işaret etmektedir. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

“Halkın içinde Allah’tan en uzak olan iki kimse şunlardır: Birincisi, umerânın (yöneticilerin) meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini aynı derecede eşit tutmaz ve yetimin hakkı hususunda Allah’dan korkmaz.” (Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî, Râmûzul-Ehâdîs)

Kuran-ı Kerim tefsirleri ve hadis şerhlerinden anlaşıldığı üzere zulüm ve adaletsizliğe düşmenin sebebi; Kuran ve sünnetin göz ardı edilmesi yahut bu iki temel kaynağın yanlış yorumlanmasıdır.

Karşılaşılan her türlü problemin çözümü de iki mübarek kaynağımız Kuran-ı Kerim ve Sünnet-i sahihaya tastamam yönelmek ve bunların samimi temsilcilerine sürekli nazar etmekten geçmektedir.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

 وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ