AnaSayfa
pul
 
ARŞİV  
 
İç (Enfüsi) Fetih
  Maddi anlamda; açma, açılma, muğlak meseleleri giderme, zafer ve düşmana galebe çalarak bir yere kurulmak manalarına gelen fetih; manevi anlam itibariyle, kişinin kendisini feth etmesi anlamına atf edilegelmiştir. Yani, gönül/kalb, vicdan, akıl, sır, muhabbet, muhasebe, murakabe, basar, basiret gibi binlerce manevi donanımla yaratılmış olan insan, yine kendisinde bulunan bu potansiyel ve sınırsız duygularını yada başka bir tabirle, kendi iç alemindeki (enfüsi) o engin ve rengin derinliklerini fethetmesidir.
İstidraç, Saf Gönlün Avıdır
  Dinimizin temel mihenk noktaları sayılan Kur’an ve Sünnet’te bildirilen ahkam, bir meseleyi vuzuha kavuşturmamızda temel espri sunmaktadır. Espri olarak ifade ettiğim hikmetin gerçek ışığında bunu görmekteyiz ki, dünyanın bize hediye ettiği birtakım rüya alemleri dahi sırra emanettir. Karıştı mı karıştırır, ezhan enelere döner gayesizlik kulvarında..
Ümid Erleri
  Ümitlerimizi besleyen duruşun,
Neler neler vadediyor dünyaya;
İhsan ufkunda doğan kurtuluşun,
İman esaslı rengine çalıyor maya.
Sema- arz ehlinden destek buluşun,
Ati’ye çağırıyor, gül koklamaya..
Beklemek
  Akşamlar döndü geceye
Kelimeler düştü heceye
Yaşlar doldu gözlerime
Seni bekleyen diyarlar
Gibiyiz ey Sevgili
Hira gibi
Bedr gibi
Akabe gibi
Medine gibi
Sana hasret Mekke gibi
Aşık hurma kütüğü
Kusva gibi
Bir Ana’nın Son Feryadı
  -Belki Oğlu Gelir diye-

Çektiğim çilelere, verdiğim emeklere
Yazık oldu senin için kurduğum hayallere
Yağmur olup yağacakken kor ateş yüreğime
Ataş olup şu sineme düştün söyle ne oldu?

Edeb Yâhû!
 

“Edep yahu!” sesi geldi uzaktan…
Örtün sızımın mahremini, utanıyorum ben arzdan!
Doğrulamadım kıyamdan aşk/la. Yumdum avuçlarıma yüzümü, düştüm yüz üstü.
Alnımın nârına değiyor taş zemin. Ağlıyor gök yüreğimin kucağında.

Ne de çabuk unutmuştum künyeme kazınan kul adını.
Ve ne zor geliyor hep bana verilen üç günü sahibine hibe etme telaşı.
Altı üstü dünya hayatıydı!
Aklım, beni ona bağlayan iplerin ucuna kurduğum salıncaktaydı.
Kahrından mıdır ya Rab ahmaklığım? Tepe taklak düş-tüm salıncaktan (y)ar (a)landım?

En Güzel Haber
  Güller içinde bir ferman beklenir güvercin kanadında
Sabırla sessiz ve beklentisiz...
Umutların tükendiği anda
Denizler hırçınlaşır alem huzursuzlaşır…
Ve gözler güvercinin kanadında...
Esma Refrefi ve Şeyda Bülbül
  Esma rengi her şeyde,
Nakış nakış örülü.
Tabloda veya neyde,
Duyulu ve görülü…

Çiçekler açar: Fettah,
Güzel gülümser: Cemil.
Sonra soldurur Allah,
Esmaya yakar kandil.

Eyyühe’l-İnsan
  Nedir seni Kerim Rabbine karşı aldatan?
Anlayan ağlıyor, ağlıyan kalbini O’na bağlıyor, kalbini O’na bağlayan ebedmüddet ciğerini ulvi hislerle dağlıyor.
Niceleri geldi bizden önce, kimileri aldandı bu dünyanın bağına bostanına, kimileri konu oldu yiğitlik destanına, kimileri de büründüler takva fistanına..
Hitabı ilahi beyandı, konuşan Allamül guyub olan Rahmandı, münevver kalbler dinledikçe yandı, yandıkça aşkın balına bandı, bandıkça rahemete gark olup kandı..
Rahmanın hikmetlerle dolu dersine sırtını dönenler, aldandı, aldananlar şeytana dayandı, dayananlar, narda yandı...
Haitili İmam Abdullah ve Sekiz Çocuğununun İlginç Hikayesi
  Nur Camii imamı Abdullah Antoine 44 yaşında ve 8 çocuk babası. Cuma hutbelerini Arapça olarak okuyan, hutbe okurken ağlayan, cemaatini ağlatan ve cemaati tarafından sevilen biri. Depremde İmam Abdullah’ın evi ve Nur Camii tamamen yıkılıyor. İmam Abdullah şimdi 8 çocuğu ve ailesiyle sadece 2 yatak sığacak kadar küçük derme çatma bir çadırda yaşıyor. Komşu çadırın çocukları çadırın deliklerinden kafasını uzatıp içeriyi görebiliyor. İmam Abdullah’ın oğlu hala enkaz arasında banyosunu yapıyor. Kız çocuklarının banyo yapma imkanı yok.
Hakiki İmanı Elde Eden Dünyaya Meydan Okur….
  Hakiki mümin dünyaya meydan okur…evet katiyyen ve katıbeten
Dosdoğru bir söz….
Nedenini ben inanın çok düşünmüşümdür…
 
Şöyleki…
Allah (celle celaluhu) kulunu yaratıp dünyaya gönderirken annesine ve babasına bedeni
Olarak emanetçi kılar, ruhlar aleminden tap taze gelen o küçük kulunu ruhi
Olarak da meleklerine emanet eder… Allah o küçük kulunu o kadar sever ki
O küçücük kulunu o kadar düşünür ki: Doğar doğmaz o küçücük kuluna tam
Tamına 400 küsür tane melek yanında vazifeli kılar…
Evet yanlış duymadınız 400 küsür tane…
Hicret
  Güller içinde bi ferman beklenir,
Güvercin kanadında.
Sabırla sessiz ve beklentisiz...
Umutların tükendiği anda
Denizler hırçınlaşır alem huzursuzlaşır
Naciye-ler
  “Allah dilediğine kız, dilediğine erkek çocuk bahşeder. Kimine hem erkek, hem kız çocuğu verir, dilediğini de kısır bırakır. Her şeyi hakkı ile bilen ve her şeye gücü yeten ancak Allah’tır.” (Şura, 49-50)

Cumaydı. İmam hutbede, asr-ı saadetten bir tabloyu gözler önüne seriyor, cemaat sessiz dinliyordu.

On Bir Sene
  Sen gideli 11 sene koca bir on bir sene oldu….
Günler haftalar aylar ayrılık türkümüzü yordu
Allaha ısmarladık deyip kaldırdığın kolun yoruldu
Oralarda derdinin üstüne bi de hastalık sana musallat oldu…
Bir sürü ameliyatlar, serumlar, bayılmalar….
Ama uyandığında tek hakikat; namaz vaktini sorman oldu…
Rüyamda Gördüm Sizi
  Dün gece rüyamda gördüm sizi
Bilmediğim bir şehirdeyim
Okuma evlerinin birindeyim
Özel nedenlerle hiç gidemediğim...
Sır
  Bükerse elif dudaklarını, nûn olur...
Elif bazen kervanda olur, sin’de olur...
Hıçkırarak ağlarsa elif, şın olur...
Elif’in secdeye değer başı, mim olur...
Elf derlerse bin olur, elif olsa bir olur
Binden birde olsa, birden bin, elif sırdır
Maşuk zannedesin şaşırtır
Aşk olur elif, aşık olur
Lam-elif olur.
Son Devrin Kutsileri
  İki cihan serveri Efendimiz, Sultanımız, (aleyhissalatu vesselam) bir hadislerinde Ahir zamanda “ümmetinden kutsilerin geleceğini ve o kutsileri görmeyi çok arzuladığını sahabe-i kirama anlattığında cennette kevserin başında onları kevser şerbetleriyle karşılayacağını söyleyince canım kurban o Peygamber sevgisi yüreklerinde dolu olan o Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) yarenleri Sahabe-i Kiram’ın gıpta damarları kabarır ve hüzün dolu bir sesle:
Yaşlılar Dünyası
  Deryayı yüzer geçerim
Dayanamam gözyaşına
Kendime kefen biçerim
Dayanamam gözyaşına
 
 
 
  herkul2008