Hikmetin Başı Allah Saygısı

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

(رَأْسُ الْحِكْمَةِ مَخَافَةُ اللَّهِ (وَفِي رِوَايَةٍ خَشْيَةُ اللَّهِ

* * *

İlk müslümanlardan, sahabe-i kiramın büyüklerinden ve Resul-i Ekrem Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’a yakınlığıyla O’nun ehlinden zannedilen Hazreti Abdullah b. Mes’ud (radıyallâhu anh), Sonsuz Nur Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Hikmetin başı Allah korkusu, Allah saygısıdır.”

(Beyhakî, Şuabül-İman; İbn-i Ebi Şeybe, Musannef; Suyutî, el-Câmius-Sağir)

 

Hikmetin Başı Allah Saygısı

Her türlü hayır ve hikmetin başı, derin bir kulluk şuuru içinde Allah korkusu ve Allah saygısıdır. Allah dostları, Allah’ın emirlerine muhalefette bulunmanın hacaletini cehennem azabından daha ağır olarak nitelendirmiş ve her an Allah Teâlâ’nın huzurunda olmanın ciddiyeti ve O’na olan derin saygılarıyla tir tir titremişlerdir.

Benzer bir hadis-i şerifte, gizli-açık her hâlükârda Allah mehâbet ve mehâfeti içinde bulunmak bir kimsenin kurtulmasına vesile olabilecek üç şeyden birincisi olarak sayılmıştır. Yine diğer bir hadiste, kişinin kendisini özellikle nefsiyle baş başa kaldığı anlarda günahlardan alıkoyan Allah saygısı tebcil edilmiş, övülmüştür.

Kısaca kâinat kitabı ve dinin özündeki fayda ve gayelere vukuf, hem dünya hem de ahiret saadetine götüren selim bir bakış açısına sahip olma ve faydalı ilim-salih amel birlikteliğine ulaşma olarak açıklanabilecek hikmeti elde edebilecek olan bahtiyar kimselerin temel vasfı Allah korkusu ve saygısıdır. Her kötülüğün ve şerrin başı da dünya sevgisidir.

Hikmet sahibi olanlar daima kendilerini hesaba çeker, nefsin hevâ ve hevesâtına aldanmayıp dünyaya karşı zahidane yaşarlar. Kalbleri Allah saygısıyla dolu bu hikmet erleri bütün bir insanlığın saadeti için çalışırken, kalbinde Allah korkusu ve saygısı olmayanlar, hayatı sadece bu dünyadan ibaret zannedip ahireti hesap edemeyenler helal-haram demeden hak yer, hukuk çiğner, başkalarına zulmeder, maksatlarına götüren gayr-i meşru yollara girmekten çekinmez ve bunları yaparken de vicdanları sızlamaz. İşte bu açıdan büyüklerimiz “Kork Allah’tan korkmayandan.” diyerek böylelerine karşı tedbirli ve güçlü olmamızı salıklamışlardır.

 

Hadis-i şerifin anlaşılması gayesindeki kırık-dökük ifadelerimizi, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un konuyla ilgili müthiş şiiriyle noktalayalım:

 

Ne irfandır veren ahlâka yükselik ne vicdandır;

Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdân’ın…

Ne irfânın kalır te’sîri kat’iyyen, ne vicdânın.

…..

O cem’iyyet ki vicdânında hâkim havf ı Yezdan’dır;

Bütün dünyâya sâhiptir, bütün akvâma sultandır.

Fakat, efrâdı Allah korkusundan bî-haber millet,

Çeker, milletlerin menfuru kadar zillet;

Meâlî meyli hiç kalmaz, şehâmet büsbütün kalkar;

Ne hâkimlik tanır artık ne mahkûm olmadan korkar.

…..

Bu hissizlikle cem’iyyet yaşar derlerse pek yanlış.

Bir ümmet göster, ölmüş ma’neviyyâtıyle, sağ kalmış?

اَللّٰهُمَّ أَيِّدْنَا بِرُوحٍ مِنْ عِنْدِكَ وَوَفِّقْنَا إِلٰى مَا تُحِبُّ وَتَرْضٰى

وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ الْمُرْتَضٰى

وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ السُّعَدَاءْ

 

 

 

 

Tags: , , , , ,