Allah’a Kavuşma Arzusu

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ رَضِيَ اللَّهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ

وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ

 * * *                 

Hz. Ubade bin Sâmit’in (radıyallahü anh) naklettiği bir hadis-i şerifte

Kainatın Medar-ı İftiharı Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)

şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’a kavuşma arzusu içinde olursa, Allah (azze ve celle) de

 -izzet, azamet ve kudsiyetine yakışır şekilde- ona kavuşmayı ister;

her kim de Allah’a vuslat özlemi içinde bulunmazsa Cenab-ı Allah da onunla karşılaşmayı istemez.”

(Buhari, rikâk, 41; Müslim, zikir, 14,16; Tirmizî, cenâiz, 67, zühd, 6;

Nesâî, cenâiz, 10; Müsned, 2/313)

 

Allah’a Kavuşma Arzusu

Ruhlar aleminden dünyaya, kabirdeki berzah aleminden mahşere, oradan da mü’minler hakkında -Allah’ın inayet, lütuf ve keremiyle- ebedi saadete uzanan yolculukta hakiki bir mü’minin en çok arzuladığı husus, Allah Teâlâ’ya kavuşup O’nun rü’yet ve rızasıyla şereflenmektir.

وَرِضْوَانٌ مِنَ اللَّهِ أَكْبَرُ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

“Allah’ın rızası en yüce şeydir. İşte en büyük kazanç ve mutluluk budur.” (Tevbe Suresi, 72) ayetinde de bildirildiği üzere ahirette Allah’a kavuşup O’nun rızasına ermek, mü’minler için tarifi imkansız bir zevk ve mutluluk olacaktır.

Hakiki insan-ı kamil, huluk-u ilâhî ve Kur’an ahlakı ile mütehallik Allah Rasülü (aleyhissalatü vesselam) yüce ahlakı ile daima Cenab-ı Hakk’ı hatırlatmış ve mü’minlerin O’na olan arzu ve iştiyakını artırmıştır. Hatta Allah Rasulü’nün yeşil ravzası dahi uzaktan görüldüğünde Allah’a ve ahirete vuslatı hatırlatmaktadır.

Allah’a kavuşma arzusu, Allah’ı sevme ve Allah tarafından sevilme iştiyakıyla da irtibatlıdır. Allah tarafından sevilmeyi arzulayan ve ahirette O’na ulaşacaklarını uman mü’minler benliklerine takılmamış, dünyanın geçici lezzet ve menfaatlerine gönüllerinde yer vermemiş ve böylece cihan onların önünde dize gelmiştir.

فَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا

“Artık kim Rabbine kavuşacağını umuyorsa, makbul ve güzel işler işlesin ve sakın Rabbine ibadetinde hiç bir şeyi O’na ortak koşmasın.” (Kehf Suresi, 110) ayetinde anlatıldığı gibi onlar amellerini yalnız Allah için yapmış ve O’na vasıl olacakları günü hasretle beklemişlerdir.

Allah dostu insan-ı kamiller hep Cenab-ı Hakk’a kavuşma (likâ) arzusuyla yanıp tutuşmuş fakat Allah (celle celâluhû) emanetini alıncaya kadar vuslat arzusuna ve dünya sıkıntılarına sabretmişlerdir. Onlar böyle davranmayı, Allah’a saygının bir gereği olarak görmüşlerdir.

اَللّٰهُمَّ لِقَاءَكَ وَرُؤْيَتَكَ وَرِضَاكَ وعِنَايَتَكَ وَرِعَايَتَكَ وَحِفْظَكَ

وَشَفَاعَةَ نَبِيِّكَ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ

وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ الْكِرَامِ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Tags: , , , ,