Sevgi ve Buğzda Ölçü

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

أَحْبِبْ حَبِيبَكَ هَوْناً مَا

عَسَى أَنْ يَكُونَ بَغيِضَكَ يَوْماً مَا،

وَأَبْغِضْ بَغيِضَكَ هَوْناً مَا

عَسَى أَنْ يَكوُنَ حَبيِبَكَ يَوْماً مَا

 * * *                 

Ebu Hureyre Hazretleri, Peygamber Efendimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Sevdiğin kişiyi ölçülü sev!

Yoksa, bir gün gelir o insan gözünde sevimsizleşir de

önceki aşırı muhabbetinden dolayı elemin iyice ziyadeleşir.

Kızdığın kimseye karşı da ölçülü ol ve nefret hissinin önünü kes!

Aksi halde, gün döner de o şahıs dostun oluverirse

evvelki öfkeli tavırlarının mahcubiyeti seni çok üzer.”

(Tirmizi, Birr, 59)

 

Sevgi ve Buğzda Ölçü

Hayatın her alanını ümmetine talim edip öğretme vazifesiyle gönderilen ve bunu Kur’an’ın şehadetiyle bihakkın yerine getiren Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) dostluk ve insanlarla sosyal münasebetlerimiz adına da biz ümmetine en güzel ölçüleri bildirmiştir. (O’nun ümmeti kıldığı için Allah’a sonsuz hamdolsun.)

Hadis-i şerife göre dost ve yakınlarımıza karşı olan sevgimizin dahi dengeli ve Allah rızası için olması hatırlatılmaktadır. Yoksa ölçüsüz ve nefis adına olan sevgi daimi ve kalıcı olmayacağı gibi böyle bir sevgi sebebiyle insan farklı imtihan ve musibetlere maruz kalabilecektir. Hatta bu kimse, ölçüsüz ve nefsi hesabına sevdiği kimseler elinden tokat yiyip tarifsiz acılar çekebilecektir. Bunun üstüne bir gün gelip, sevdiği bu insanlar, kızdığı kimseler olursa acısı hepten katlanacaktır.

Meselenin diğer yüzünde ise bir mü’minin kızması dahi Allah rızası için olmalıdır. Böyle muvakkat bir kızma hak hesabına ve yanlış içinde olan kimsenin hatasını önlemeye matuftur. Nefis hesabına ve dengesiz değildir. Nitekim bir gün gelip de kızılan kimse, sevilen birisi oluverirse, önceki kızma sebebiyle mahcup olunmayacaktır. Çünkü alınan tavır şahıslara değil, onların hatalı tavırlarına karşıdır ve onu bu yanlıştan kurtarmak içindir.

Netice olarak bir mü’minin sevmesi ve kızması Allah rızası içindir, dengeli ve ölçülüdür. Sevdiği insanları Allah’tan ötürü sever, onlarla birlikte hep beraber cennet ve Cemalullah’a kavuşmak ister. Kızdığı kimselere Allah hesabına kızar, onların cehenneme yuvarlanıp gitmesini istemediği için hatalarına karşı onları uyarır. Onlar yanlışlarından vazgeçinceye kadar hak hesabına onlara karşı tavır alır ve onların da cennetlik olması için çırpınır, bu uğurda meşru olan her türlü vesileyi değerlendirir.

Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem)’in hayatına bakıldığında onun sevmesi ve kızmasının Allah rızası için olduğu görülecektir. Nitekim Allah Rasulü’nü sevenler, O ruhunun ufkuna yürüyünceye kadar O’na olan sevgileri daha da artmıştır. Başta Allah Rasulü’ne düşman olan kimseler ise, O’nun yüce ahlakını görünce O’nu her şeyden çok sever olmuşlardır.

Allah (celle celâluhû), bizleri rızası uğrunda yaşayan ve cennette Rasulullah (aleyhissatü vesselam) ile beraber olan kullarından eylesin. Amin.

وَصَلِّ وَسَلِّمْ و بَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

 وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Tags: , , , , ,