HAFTANIN HADÎSİ

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

عَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ:

سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ، فَأَعْطَانِي،

 ثُمَّ سَأَلْتُهُ، فَأَعْطَانِي ثُمَّ قَالَ:

يَا حَكِيمُ، إِنَّ هَذَا المَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، اليَدُ العُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفْلَى، قَالَ حَكِيمٌ: فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا، فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، يَدْعُو حَكِيمًا إِلَى العَطَاءِ، فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَهُ مِنْهُ، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ فَأَبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا، فَقَالَ عُمَرُ: إِنِّي أُشْهِدُكُمْ يَا مَعْشَرَ المُسْلِمِينَ عَلَى حَكِيمٍ، أَنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ مِنْ هَذَا الفَيْءِ فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ، فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى تُوُفِّيَ.

***

Hakim b. Hizam (radıyallahu anh) rivayet ediyor:

Allah Rasûlü (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’den  dünyalık bir şey istedim, bana verdi. Sonra kendisinden bir daha istedim, yine verdi. Ardından üçüncü bir kere daha istedim, bu defa da verdi ve şöyle buyurdu:

“Ey Hakîm! Şu dünya malı yok mu? O, tatlı ve hazır bir lezzettir. Her kim o maldan, ferâgat-i nefs ile, hırs göstermeksizin istifade ederse, o mal kendisi için bereketli olur. Her kim de onun peşinden hırsla koşturarak alırsa, bu mal onun için şerefli ve bereketli olmaz. O hırslı kimse, bir obur gibidir. Daima yer fakat bir türlü doymaz. Veren el ise, alan elden elbetteki hayırlıdır.”

Hakîm İbn-i Hizam, bu nasihat-i nebeviden sonra şöyle demiştir:

 -Ya Rasûlallâh! Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah Teâlâ’ya yemin ederim ki şu dünyadan ayrılana kadar artık kimseden bir şey istemem.

 Hakîkaten Ebû Bekir (radıyallahu anh) halife seçildiğinde, beytü’l-maldeki hakkını vermek için Hakîm’i davet etmiş, fakat Hakim kendi hakkını bile almamıştır. Sonra Ömer (radıyallahu anh) de hakkını vermek için onu davet etmiş, ondan da almamıştır.

Bundan sonra Hazret-i Ömer:

 – Ey cemaat-i müslimîn! Siz şahit olun ki, ben hakkını vermek için Hakim’i davet ediyorum fakat o hiçbir şey almıyor, demiştir.

Hazreti Hakîm, Rasûlullâh (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nasihatından sonra, tâ vefat edene kadar, hiç kimseden bir şey almamıştır.

(Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim)